"Ben Sana Mecburum Bilemezsin"

"BEN SANA MECBURUM, BİLEMEZSİN"

 

 

 

 

Attilâ İlhan modern şiirimizin kuşkusuz ki en büyük şâirlerinden ve de en özgün şâirlerindendi. (Hâlâ da öyle.) Adını özellikle  iki “t” ve sondaki a’yı da şapkalı (â) yazdırdı tüm yaşamı boyunca; çünkü ismin doğrusu (orijinali) böyleydi. Yalnızca şâir miydi; romancı, denemeci ve tabiî ki senaristti. Klasik modern romanın izinden gitmiş; denemelerinde çoğu zaman “ilerisini” görmüş bir yazardı. Kuşkusuz ki büyük “polemikçi”!

Hayat bitimsiz değil ama kayıbımız da çok büyük, çünkü Attilâ İlhan artık yok aramızda. Kitaplarını, yazar tavrını yani edâ’sını yadigâr bıraktı!

Attilâ İlhan şiiriyle ilk karşılaşma gençlik yıllarımdaydı, sanırım lise iki olmalı; sonra bir kez daha elimden bırakamadım. Her zaman en çok sevdiğim şâir oldu; oysaki ondan önce Orhan Veli, Nâzım Hikmet, Melih Cevdet Anday gibi okul-dışı modern şâirlerimizi okumuştum. Tabiî ki büyük ve iyi şâirlerdi onlar, sonra başkaları da eklendi ama hep Attilâ İlhan benim şâirimdi!

Sonra tanıştık, gerçi çok yakınında olan biri değildim; ara sıra olan telefon görüşmelerinde bana çok sıcak davranırdı. Sonra bir arkadaşımdan hakkımda çok olumlu görüşü olduğunu öğrenmiştim.

İnsan ister istemez anılara, kendi ile “ölen” arasındaki ilgiye giriyor. Anıların yanı sıra, keşkeler de geliyor. İki gün önce Fuar’da imza günü ve söyleşisi vardı; keşke o zaman gitseydim de görseydim diyor ama artık olanaksız. Kolay değil, yitirdiğimiz Attilâ İlhan:

 

hayat zamanda iz bırakmaz

bir boşluğa düşersin bir boşluktan

birikip yeniden sıçramak için

elde var hüzün

 

 

 

Romantizmin Lirik Rüzgârı

 

Attilâ İlhan şiirinin en ayrıt edici özelliği lirizm, sentez ve makamdır (melodi). İlk döneminde toplumsal temaları destansı bir boyutta işleyen, duygusal ve halk şiirinin ses ve biçim özelliklerine yer veren bir şiir kurmuştur. Daha sonraki yıllarda, imge zenginliği içinde, egzotik betimlemelere sıkça yer veren, toplumsal olanı bireysel boyutta işleyen, müzik ve ritm arayışlarıyla içinde  –bu kez– kapalı bir şiir oluşturmuştur. Son dönem şiirlerinde ise, Divan şiiri ile çağdaş şiiri yeni bir senteze ulaştırma uğraşını görürüz. Yabancılaşma, umutsuzluk, ölüm, melankoli, romantizm, yalnızlık, aşk gibi temaları işleyerek özgün(farklı) bir şiir atmosferi oluşturmuştur.

(Sentez, aslında şiirinin tüm evrelerinde şu veya bu şekilde görülür. İmgeler çarpıcı ve patlamalıdır. Romantizm ve melankoli öteki dönemlerinde de öne çıkan temalar olmuştur.)

 

 

Attilâ İlhan’ın Şiir Kitabı

 

1974’ün son günleri ya da 1975’in ilk günleri olmalı. Cağaloğlu’nda küçük bir reklam şirketinde çalışıyorum (şimdiki adı “Açık Öğretim” olan “Mektupla Öğretim”de okuyorum, puanım yetmemiş, bir de sıralama hatası yapmışım; kazanamamışım üniversiteyi!). Nuriosmaniye Caddesi’nin başındaki binanın en üst katında büro. Karşı binanın alt giriş katında da bir kitapçı var. O zamanlar her yer kitapçı! Genç bir kız çalışıyor. Gidiyorum ve kıza şöyle diyorum: “Ben sana mecburum!” Şaşkın şaşkın bakıyor. Sonra ekliyorum: “Attilâ İlhan’ın şiir kitabını istiyorum!”

Satın aldığım ilk Attilâ İlhan kitabı. Bilgi Yayınevi, 3. basım, 1972, 160 sayfa. Üstat daha “meraklısına notlar”ı koymamış kitaplarına. Hep kitaplığımda, hep okuduğum:

 

 

ben sana mecburum bilemezsin

adını mıh gibi aklımda tutuyorum

büyüdükçe büyüyor gözlerin

ben sana mecburum bilemezsin

içimi seninle ısıtıyorum

(…)

ne vakit bir yaşamak düşünsem

bu kurtlar sofrasında belki zor

ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

ne vakit bir yaşamak düşünsem

sus deyip adınla başlıyorum

içimsıra kımıldıyor gizli denizlerin

hayır başka türlü olmayacak

ben sana mecburum bilemezsin

 

 

(2005; Şiir İkizini Arar, Özgür yay., 2011, s. 148-151)


Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş